İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sağlık
  3. Beslenme Hataları – Yemek Yerken Yaptığımız Hatalar

Beslenme Hataları – Yemek Yerken Yaptığımız Hatalar

yemek hatalari

Sık sık yaptığımız beslenme hataları, kilo almamıza, sağlığımızın bozulmasına ve düzensiz beslenme sonucunda uyku kalitemizin düşmesine kadar birçok olumsuz sonuca neden olur. Yemek yerken yaptığımız hatalar, başta aldığımız lezzeti arttırıyor gibi gözükse de, genellikle sağlıksız ve zararlıdır. Bu yazımızda bu hataları inceleyecek ve çözüm yollarını göstereceğiz.

Öncelikle, zararlı yemek alışkanlıklarımıza bir eğilelim:

Beslenme Hataları

Fazla Yemek

Çoğu zaman, yaş, kilo ve çalışma durumumuza bakmadan, ithiyacımızdan fazla yemek yeriz. Fazladan yenilen yemek, insana faydadan çok zarar getirir. Vücudun vakitsiz yorulmasına, ömrün kısalmasına neden olur. İhtiyacımızdan fazla yememeye dikkat etmeliyiz. Ayrıca, günlük yiyecekler, 3 – 4 öğüne bölünerek yenilmelidir. Değişik diyet yöntemleri göz önüne alınmalıdır.

Et ve Yağın Fazla Yenmesi

Vücudumuz, çeşitli gıda maddelerini belirli oranlarda almalıdır. Bazı kimseler et ve yağı fazla kaçırarak kolesterol birikmesine, karaciğer ve böbreklerinin yorulmasına, vücutlarının veriminin düşmesine neden olurlar. Yeterli şekerli gıdalar yenmezse, vücut aldığı et ve yağı hazmedemez ve onlardan yararlanamaz. Et tercih edilecekse, balık ilk tercihlerden biri olmalıdır.

Süt ve Süt Ürünlerinin Yeterince Yenmemesi

En fazla rastlanan hatalardan biridir. Süt ve süt ürünleri, çocuklar ve hastalar için zannedilir. Hayvansal proteinlerin ihtiyacının bir kısmının süt ve süt ürünlerinden alınması, böbrek ve karaciğerin dinlenmesini ve korunmasını sağlar. Bu bakımdan, herkes her gün az veya çok, bunlardan yemeye çalışmalıyız.

Taze Sebze ve Meyvenin Az Yenmesi

Günlük yiyeceklerin 1/3’ünün çiğ taze sebze ve meyvelerden oluşması gerekir. Vücut bunlardan gerekli vitamin, enzim ve mineral gibi maddeleri alır. Bunlar yeterince tüketilmezse, vücut diğer yediği gıdalardan tam yararlanamaz ve çeşitli hastalıklara yol açar.

Meyve ve sebze tüketiminin yoğun olduğu alkali diyet, bu beslenme tarzının tam zıddıdır ve özellikle zayıflamak isteyen kişilerin, vücudundaki posa ve vitamin ihtiyacını gidermek için alkali diyet uygulaması tavsiye edilmektedir.

Kahvaltının Yeterince Yapılmaması

Bazen, kahvaltıyı ihmal ederiz veya çok az şey yeriz. Hatta, kimi zaman sadece kahve ile geçiştiririz. Bu hatalıdır. Genel bir kural olarak, sabah kahvaltısı ve öğle yemeği kuvvetli yenilir, çünkü günün ağır çalışması, bu gıdalarla desteklendiği takdirde yürütülebilir.

Yemeklerin Belirli Saatlerde Yenmemesi

Yemekler, belirli saatlerde yenilmeli ve yemekten hemen sonra fiziksel ve zihinsel çalışma yapılmamalı, bir süre dinlenilmelidir. Belirli saatlerde yemek yenmezse, zamanla mide salgı sistemi bozulur ve hazımsızlık baş gösterir.

Yeme Biçimi

Yemekler huzur içinde ve yavaş yavaş yenilmelidir. Üzüntülü konuşmalar ve haberler, yemeklerden sonraya bırakılmalıdır.

Gıdaların ve Vitaminlerin Etkisini Azaltan Gıdalar

Bazı yiyecekler, vitaminlerin etkilerini azaltır. Bazı yiyecekler de, diğer yiyeceklerin faydasını azaltıp sindirimini zorlaştırır. Bu tip yiyecekler aynı öğüne denk getirilmemelidir.

Çiğ yumurta akı, sütle birlikte tüketildiğinde, sütün sindirimini zorlaştırır. Bazı zayıf çocuklara süt içinde çiğ yumurta çırpılarak verilir. En yaygın beslenme hataları arasındadır. Çocuk ne yumurtadan, ne de sütten gereğince yararlanamaz ve sindirim sisteminde sıkıntılar yaşayabilir.

Bu şekilde, rafadan pişirilen ymurtanın bir kısım beyazı pişer, bir kısım beyazı pişmez ise, çiğ kalan kısım, pişmiş olan kısmın da sindirimini zorlaştırır. Bu nedenle, yumurta su içinde haşlanmalıdır. Yumurtanın akı, katılaşmalıdır. Çiğ yumurta akı, Fpankreastan gelen tripsin enzimini etkisiz hale getirmek suretiyle sütün ve pişmiş yumurta akının sindirimini zorlaştırmaktadır.
Yumurta akı, B8 vitaminini de etkisiz hale getirir. Bu nedenle, zayıf ve hasta insanlara çiğ yumurta içmeleri önerilmez.

Gıdaların besin değerlerini kaybetmeden nasıl pişirilmesi gerektiğine dair daha fazla bilgi edinmek için, mutlaka sağlıklı ve lezzetli yemek pişirme yöntemleri başlıklı yazımıza bakmanızı öneriyoruz.

Çiğ sütte de tripsin enziminin etkisini azaltan bir özellik vardır. Midesi zayıf, hasta insanlar çiğ sütü hazmedemez ve midelerinde gaz oluşur. Bunlar, sütü kaynatıp öyle içmelidir. Kaynatma, sütteki fena etkiyi ortadan kaldırır.

Pirinç, yulaf unu, yulaf ezmesi ve mısır ununda fitik (phytique) asit vardır. Bu asit, pişme ile etkisiz hale gelmez ve sindirimi yavaşlatıcı, mide asidini azaltıcı etkiye sahiptir. Bu nedenle, midesi ekşiyenlere, asit fazlalığı olanlara ve mide ülseri olanlara yulaf ezmesi çorbası önerilir. Bu çorba, midenin asit salgılamasını frenler. Bir süre sonra bu bırakılmalıdır. Aksi halde, mide bu sefer de az asit salgılandığı için sindirim güçlüğü çekmeye başlar.

Bakliyat tanelerinde (kuru fasulye, mercimek, nohut, bezelye, soya fasulyesi, fıstık) proteinlerin hazmını güçleştiren maddeler vardır. Bunlar çiğ yenirse, bu etki görülebilir. 100°C’de 2-3 saat kaynatılınca bu etkiler geçer. Yalnız, bakliyat taneleri, düdüklü tencerelerde pişirilmemelidir. 110-120°C’nin üzerinde ısıtıldığında, proteinler bozulmaya başlamaktadır.

Bakliyat tohumları pişirilmeden önce 5-6 saat bol suda ıslatılırsa, zararlı maddeler suya geçmekte, bunların kalan kısmı da pişirme ile gitmektedir. Bakliyatın fazla gaz yapması, bu zararlı maddelerin varlığından ileri gelmektedir.

Fitik (phytique) asit, bakliyattan başka hububat tanelerinde de bulunur. Bu asit, sadece proteinlerin hazmını önlemekle kalmaz, vücudun kalsiyum ve fosfor alımını da engeller. Bu nedenle, aşırı bakliyat ve hububat yenilen yörelerde, insanlar yeterince kalsiyum ve fosfor alamaz. Bu yöre insanlarının boyları ortadır, dişleri çabuk çürür (Orta Anadolu); yaşlanınca boyları adeta çeker.

Fazla bakliyat, hububat ve ceviz tüketilen yörelerde vücudun kalsiyumsuz kalmasını önlemek için süt ve peynir daha fazla tüketilmelidir. Kars yöremizde, insanların ve özellikle de yaşlıların bile uzun boylu olmasının nedeni budur. Buralarda et, sebze ve meyve de falza tüketilir ve vücudun demir, çinko ve magnezyum ihtiyacı karşılanır.

Oksalik asit: Çeşitli sebze ve meyvelerde bulunan oksalik asit, vücutta kalsiyum ile birleşerek böbrek taşı yapar ve ayrıca vücudun kalsiyumsuz kalmasına neden olur. Bu aside sahip yiyecekler fazla tüketilmemelidir. Fazla tüketilen yörelerde günlük süt ve peynir miktarı arttırılarak vücudun kalsiyumsuz kalması önlenmelidir.

Tiroid bezinin çalışmasını önleyen maddeler: Her türlü lahana, karnabahar fazla yenilen yörelerde guatra sıkça rastlanır. Aynı şekilde; şalgam, mercimek, kuru fasulye, soya fasulyesi, fıstık, antep fıstığı da tiroid bezinin çalışmasını frenler ve guatra neden olur. Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde bu beslenme hataları sıkça görülür.

Günlük yiyecekler içinde, lahana, karnabahar, mercimek, fasulye, soya, fıstık, ante fıstığı ve şalgam, sürekli ve fazla yenirse, bunların içinde madde, tiroid bezinin iyot almasını engeller ve bu bez şişerek guatra neden olur. Bu besinler yine de kararında tüketilmelidir çünkü özellikle hamilelikte folik asit ihtiyacının karşılanması için de gereklidir.

Yapılan araştırmalar sonucunda, ineklere bahçe artığı lahana, turp, şalgam verilir ve otlaklarda fazla yabani hardal yedirilirse, bu bitkilerdeki tiroid bezinin iyot almayı önleyen maddesi ineklere, oradan da sütle insanlara geçer ve onlarda guatra neden olur.

Şunu önemle belirtmek gerekir ki, sağlıklı kişiler guatr olacağım korkusu ile lahana, karnabahar, mercimek, fasulye, fıstık, antep fıstığı yemekten veya çayırda yabani hardal yemiş inek sütünü içmekten vazgeçemezler. Yalnız bu yiyecekler, diğer yiyeceklerle beraber ve az miktarda yenilmelidir. Karadeniz bölgesinde iklim kara lahana ve mısır yetiştirilmesi için elverişlidir ve o bölgede bunlar baş gıdadır. Oralarda guatr fazla görülmektedir. Buralardaki sağlıklı veya guatrlı insanlar, lahana ve mısırı az yemeli, iyotça zengin gıdaları tüketmeye dikkat etmelidir. Haftada 2-3 gün tiroid bezinin çalışmasını arttıran yulaf ezmesi çorbası içmelidirler.

Yiyeceklerin Sindirim Süreleri

Beslenme hataları arasında en yaygın olanlardan biri de, uzun süre sindirilemeyen yemekleri yemek, hatta bunlar bir arada yemektir. O nedenle, besinlerin sindirim sürelerini kabaca bildiğimizde, öğünlerimizi buna göre ayarlayabilir ve yemekten sonra oluşacak rahatsızlıklardan korunabiliriz. Sindirim süresi, genellikle 1,5 saat ile 5 saat arasında değişir. Bazı yiyeceklerin hazırlanış şekilleri, onların sindirim sürelerinin değişmesine neden olabilir. Yumurta buna en iyi örnektir; çırpma yumurta 1,5 saatte sindirildiği halde katı yumurta 2,5 – 3 saatte sindirilebilmektedir.

Aşağıda çeşitli yiyeceklerin sindirim süreleri verilmiştir. Özellikle kuruyemişlerin sindirim süreleri 5 saate yakındır. Bunlar akşamları yenilmemelidir. Aksi takdirde o gece kabuslar görülür ve gece dinlenmesi sekteye uğrar. Özellikle kalp hastaları, kuru yemişten kaçınmalıdır. Çeşitli yiyeceklerin sindirim sürelerine bir bakalım:

  • 1,5 saat sürenler: Av etleri haşlaması, beyin haşlama, çırpma yumurta, ıspanak, taze fasulye, taze bezelye, kereviz ve diğer sebzeler, kompostolar ve marmelatlar.
  • 2 – 2,5 saat sürenler: Dana – koyun ızgara, piliç haşlama, yağsız balık haşlama, rafadan yumurta, çiğ süt, külde patates (kumpir), makarna, börek, pilav, mercimek çorbası, ekmek, bisküvi.
  • 2,5 – 3 saat sürenler: Dana – sığır kızartma, piliç kızartma, balık kızartma, katı yumurta, şalgam, kereviz haşlama.
  • 3,5 – 4 saat sürenler: Dana – koyun haşlama, yağlı ve kart av etleri, dil haşlama.
  • 5 saat sürenler: Kuruyemişler ve bakliyat.

Son olarak, şöyle bir özet geçebiliriz:

  • Midesi ve kalbi zayıf olanlar, sindirim zorluğu çekenler, yiyeceklerini sindirimi kolay olacak şekilde hazırlamalıdır.
  • Sağlıklı veya hasta kişiler, yemek listesi yaparken, aynı öğüne sindirim süreleri birbirine yakın yiyecekleri denk getirmeye özen göstermelidir. Aksi takdirde, midede birisi sindirildiği halde diğeri tam sindirilmemiş yiyecekler karışmaya devam eder.
Yorum Yap

Yorum Yap