doğru bilginin adresi



İstanbul Depremi Ne Zaman Olacak?

Kuzey Anadolu Fayı üzerindeki deprem göçünün, 1939 yılında doğuda başladığını duyduk hep. Bu, doğru ama eksik bir bilgi. Batıda, özellikle Sakarya’dan sonra birkaç parçaya ayrılan KAF’ın, 1939’da Erzincan’da başlayan hareketinden uzun yıllar önce büyük bir felaket beklenen Marmara Denizi’nde harekete geçtiği hep gözden kaçırılıyor. KAF’ın 1894 yılında İstanbul açıklarında / Yalova’da 7 büyüklüğünde bir kırık oluşturması, bunun ardından 1912 yılında Tekirdağ açıklarından Saros Körfezi’ne kadar gerçekleşen (ve 2014’teki 6,9’luk deprem ile batıya doğru devam eden) 7,4 büyüklüğündeki deprem ve son olarak 1963’te yine Marmara Denizi’nin içinde gerçekleşen 6,4 büyüklüğündeki deprem, çoğunlukla gözden kaçırılıp, Marmara Denizi’nde boydan boya gerçekleşecek 7,7’lik bir kırılmanın, yani İstanbul Depremi’nin “reklamı” yapılıyor.

Marmara Denizi’nde geçmişte depremler oldu, gelecekte de olacak. İnsanlara burada deprem olmayacağını söylemek, onları aldatmak ve deprem mühendisliğine uygun yapılmayan binalarında ölüme mahkum etmekle eşdeğer. Diğer yandan, Marmara’da gerçekleşecek depremde İstanbul’un yerle bir olacağını, milyonlarca insanın öleceğini, şehre aylarca girilemeyeceğini, büyük yağmaların ve karışıklığın olacağını söyleyerek topluma korku salmak da, hem o topluma hem de akla ihanetten farklı değil.

Marmara’da kırığa neden olan 1894, 1912 ve 1963* depremlerinin (1912 depremi haricinde) nerede gerçekleştiğini ve ne uzunlukta bir kırığa neden olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Bu fayların periyodunu da tam bilmiyoruz. KAF için elimizde olan 250 yıllık periyodun, 1999 depreminin gerçekleştiği fay üzerindeki bir önceki depremin 1719 yılında gerçekleştiğini tarihsel kayıtlardan biliyoruz ve bu segmentin periyodu 280 yıl olarak karşımıza çıkıyor. Marmara Denizi’nin diğer ucundaki 1912 depremini geriye doğru aynı kayıtlardan incelediğimizde, karşımıza 1659 – 1354 ve 1082 yılları çıkıyor. Bu da 253, 305 ve 272 yıl gibi ortalaması 276 yıllık bir periyod veriyor. İki ucu ortalama 280 yılda bir kırılan bir fayın, 250 yıl dolduktan kısa bir süre sonra kırılacağını, onun da bir uçtan diğerine olacağını beklememizi istiyorlar.

Marmara Denizi’ndeki Fay Tek Parçalı mı?

Marmara Denizi’ndeki fay, söylendiği gibi tek parça ise, neden 1894 ve 1963 depremlerinde tamamen kırılmadı? Bu fay, söylendiği gibi 1509 ve 1766’da tamamen kırıldıysa, 1556’daki depremde İstanbul neden büyük zarar gördü? 1766’daki depremlerde, mayıs ayında İstanbul açıklarında, ağustos ayında da 1912 yılında kırılan fayda deprem olduğu doğru ise, bu Ganos fayı neden ortalama 280 yıllık kırılma rutinine 1766’da prematüre bir deprem sıkıştırdı? 1766’daki depremlerden sonraki felaketi, 250 yıl sonra beklememiz gerekiyorsa, 1894 ve 1963’de neden Marmara Denizi’nde depremler oldu? Bu soruların cevaplarını net bir şekilde bulmadan, Marmara Denizi’nde gerçekleşecek deprem hakkında söylenecek çoğu şey, falcılıktan öteye gitmeyecek.

KAF’ın batıya doğru ilerleyen deprem göçünü incelerken, çoğu amatörün ve hayatını bu işe adamış deprem uzmanlarının en çok yanılgıya düştüğü konulardan biri, fayın en batısı ile en doğusunun tek tip bir hareket modeline sahip olduğu. Kuzey Anadolu Fayı, Arabistan levhasının Avrupa levhasına doğru ilerlemesi nedeniyle, Anadolu levhasını Avrupa levhasına doğru 12 – 13 milyon yıl önce sıkıştırmaya başlamasıyla meydana geldi. Fayın Tokat ile Erzincan arasındaki doğu kesiminin jeolojik yaşı, Anadolu’nun bu hareketine başladığı süreye denk olduğu için, oradaki küçük / tali faylar zaman içinde tek bir faya dönüşmüş ve kırıldığı zaman tek bir doğrultuda, daha uzun kırıklara ve daha büyük depremlere yol açmakta. Batıda ise, daha genç fayların jeolojik yaşı ortalama olarak 8 milyon yıl olduğundan, doğudaki büyük, yıkıcı ve uzun süreli depremlere pek rastlanmamakta. Dolayısı ile, Tokat’ın batısında, özellikle de Bolu – Ege Denizi arasında 7,9’luk Erzincan depremine yakın bir depremin gerçekleşmesi, en azından önümüzdeki birkaç milyon yıl için mümkün değil.**

İstanbul Depremi Gerçekleşmeyecek mi?

Yukarıda yazdıklarım, İstanbul Depremi‘nin gerçekleşmeyeceği veya zararsız, küçük depremlerle bu felaketi atlatacağımız anlamına gelmiyor. Marmara Denizi’nde mutlaka deprem olacak. Bundan kaçış yok. Bilimin, son 20 yılda Marmara Denizi’nde yapılan onca araştırmaya rağmen, bu konuda henüz net bilgi veremediğini ve halkı asılsız verilerle korkutmanın / rahatlatmanın, onların hayatına mal olabilecek kadar tehlikeli bir iş olduğunu anlatmak istedim.

Yapılması gereken, yarın deprem olacakmış gibi hazırlanmak ve depremi hayatımızın bir parçası haline getirmek. aksi takdirde, 6 büyüklüğünde bir depremde bile, onbinlerce insanımızı kaybetmemiz işten değil.

* 1963 yakın bir tarih olsa da, o dönemde Marmara’daki faylara dair İhsan Ketin’in araştırmalarından ve önceki kısıtlı araştırmalardan fazlasını bilmiyorduk.
** Maximum Earthquake Magnitudes Along Different Sections of the North Anatolian Fault Zone

Originally posted 2016-06-09 08:42:39.

Bu yazıyı paylaşın

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email