1. Ana Sayfa
  2. Genel Kültür
  3. Sürü Ahlakı Nedir? Nietzsche’ye Göre Sürü Ahlakı

Sürü Ahlakı Nedir? Nietzsche’ye Göre Sürü Ahlakı

suru ahlaki nedir

Sürü ahlakı, kendini gerçekleştirememiş, kendi istek, arzu ve beklentilerini ortaya koyamamış zayıf insanların kalabalıklar arasında kendilerini iyi ve güvende hissetmesi için kullanılan bir değer biçme ifade eden ahlak anlayışına denir. Özellikle, Modernizm de toplumsal bir yaşamın insanın en doğal hali olarak tanımlanması Nietzsche için de insanın bir sürü ahlakına bağlı kılınması demektir.

Bu ahlaki kavrama göre; toplumun sadece ve sadece basit bir yapıdan oluşmadığı, insanların kendi verdiği haklarını düzenledikleri bir sistem olduğu düşüncesi bulunur. Bu sistem içerisinde, toplum içinde bulunduğumuz konumun nasıl tasarlandığı ve nasıl bir yaşama sahip olmamız gerektiği ile ilgili düzenlemeleri sağlar.

Nietzsche’ye Göre Sürü Ahlakı

Nietzsche'ye Göre Sürü Ahlakı

Nietzsche sürü ahlakı düşüncesine göre; bir insan için yapmak istediği şeyi belirleyip temelde o insan için gerçeklik ve evrene karşı bakış açısı ve değerlendirme tarzı ile ilgilidir. Nietzsche’nin bakış açısına göre, doğal olarak farklı olan insanların, farklı değerlendirme ve yaşamalarından dolayı farklı ahlakların ortaya çıktığını görüsünü savunur.

Bu durumda güçsüz insan için güç talebinden sürü ahlakı için, soylu insanın güç talebine göre efendi ahlakı da ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda da Nietzsche, toplumsallaşma olgusunu sürü içgüdüsüne ve psikolojisine bağladığından dolayı var olan bir toplulukta sürü ahlakını zorunlu kılmış olduğuna inanır. Her bir canlı gibi güçsüz bir insanda hayatın en temel ilkesi olan güç talebine insanın yönlendiğini savunuyor. Bu bağlamda sürü ahlakı ve içgüdüsünün altında güç talebi bulunur.

Bu bağlamda sürü ahlakı ve sürü psikolojisi birbiriyle ilişkili bir çerçeve içerisinde ilerlemektedir. Özellikle, insanın sosyal bir canlı olduğunu görmek ve sosyalleşme ihtiyacını göz önünde bulundurmak gerekir. Yetersiz insanın da bir sosyalleşme ve sürüye dahil olma isteği bundandır. En temeline indiğimiz bu davranış bir güç elde etme ya da güce ortak olma durumu olarak görülebilir.

Bu durumda güçsüz insan toplumsal bir organizasyonu düzenleyecek ve şekillendirecek bir ahlaka her daim ihtiyaç duymuştur. Hatta bu konuda Nietzsche şöyle demiştir: