1. Ana Sayfa
  2. Genel Kültür
  3. Yazılı Kültür ve Sözlü Kültür Nedir? Örnek ve Özellikleri

Yazılı Kültür ve Sözlü Kültür Nedir? Örnek ve Özellikleri

yazili kultur sozlu kultur nedir

Sözlü kültür, yazının olmadığı devirlerde ağızdan ağıza aktarılan kültürdür. Bu kültür, kuşaktan kuşağa sözlü olarak geçtiği için kulaktan duyma deyişler de içermektedir. Tarihi olayların, mitlerin, destan ve savaşların sözlü olarak kulaktan kulağa aktarılması buna bir örnektedir.

Önemli özellikleri, yazıya dökülemediği için tamamen sözlü aktarımla tarih boyunca korunabilmesidir. Bazen de bilgiler unutulduğu için bilen kişilerin sık sık bunu tekrarlaması önemlidir.

Sözlü Kültür Özellikleri

Sözlü kültür, yazının icat edilmediği dönemde kültürün sözlü olarak geleneksel bir biçimde aktarılmasıdır. Sözlü kültür özellikleri içerisinde en önemlisi, dilde kullanılan anlamın özel ve bölgesel bir niteliği olmasıdır.

Tarih, efsane ve mitler iç içe olarak anlatılmakta, sözlü iletişim ön planda tutulmaktadır. Kulak önemli bir organ olduğu için söylenenlerin hatırlanması gerekmektedir. Hafıza, anılar ve bellek önemli tutulmakta çünkü söylenenlerin unutulmaması gerekmektedir. Detaylandırmak gerekirse şunlar söylenebilmektedir;

  • Sözlü kültür özellikleri içerisinde tarih, mit ve savaşlar iç içe anlatılır.
  • Kulak önemli bir araçtır.
  • Hafıza, anı ve bellek taze tutulur.
  • Anlam özel ve bölgesel bir niteliktedir.
  • Geleneksel bir anlatım vardır.
  • Sözlü iletişim ön plandadır.

Sözlü kültürün en önemli özelliklerinden biri geleneksel ve tutucu olmasıdır. Çünkü aktarılanlar her daim kulaktan kulağa dolaşabilme özelliği göstermektedir. Böylelikle, anlatım o kültüre özel bir havaya bürünmekte, insanlar kendi kültürlerini öğrenmektedir.

Sözlü Kültür Örnekleri

Sözlü kültür, yazının icat edilmediği zamanlarda kulaktan kulağa aktarılan kültürel ürünlerin toplamıdır. Bunlar; destanlar, savaşlar, maniler, türküler, fıkralar olabilmektedir. Sözlü kültürün örnekleri çok fazla olduğu için en önemlilerinin bilmece, efsane ve destan olduğu söylenebilmektedir.

Ninniler, mitler ve efsaneler bir toplumun kültürünü sözlü olarak aktarabildiği örneklerdir. Bölgesel ve özel olarak her toplum kendi kültürünü kulaktan kulağa aktararak kalıcı eserler ortaya koymaktadır.

Tarih Öncesi Sözlü Kültür Ürünleri Nelerdir?

Tarih öncesinde sözlü kültürün ürünleri çeşitli toplulukların kendi kültürlerini sözel olarak aktarması ile ortaya çıkmaktadır. Sümer, Babil, Uygur vb. topluluklar da bu geleneğin mensubudurlar. Destanlar, mitler ve efsaneler sözlü kültürün en önemli ürünleridir ve kültürel devamlılığı sağlamaktadır.

Avrupa ve Doğu toplumlarının kendilerine has efsaneleri bu ürünler kapsamındadır. İsveç, Kelt ve Yunan efsaneleri, Mezopotamya efsaneleri sözlü kültürün ürünlerine örnektedir.

sozlu kulturun ilk basamagi

Sözlü Ve Yazılı Kültür Toplum Hayatını Nasıl Etkilemiştir?

Sözlü ve yazılı kültür bir toplumda millet bilinci ve şuurunu aşılama konusunda yardımcıdır. Bunun yanında, kültürün korunmasını ve devamlılığını sağlamaktadır.

Kültürel mirasın korunmasını sağlamakta ve insanların kültürel dil, davranış ve düşünceleri öğrenmesine yardımcı olmaktadır. Sözlü ve yazılı kültür ürünleri bir toplumun dili, dini ve ırkına dair bilinç oluşturmaktadır. Millet bilincini aşılayan kültürel ürünler, bireylerin yaşadıkları toplumun kültürünü öğrenmesini sağlamaktadır.

Sözlü Kültürün İki Basamağı Nedir?

Sözlü kültürün iki basamağı felsefe ve sözlü geleneğin karışımını oluşturmaktadır. İlk basamakta dil basamağı vardır ve ikinci basamağında din basamağı vardır. Bireyler yaşadıkları toplumun geleneksel yapısı içerisinde konuşulan dilin hangi aşamalardan geçtiğini ilk basamakta öğrenmektedir.

İkinci basamak olan din, bir toplumun milli şuurunu ve kimliğini oluşturan efsaneler, mitler ve destanlar üzerinden bireylerin bilincini inşa etmektedir. İnsanların kulaktan kulağa içinde yaşadıkları toplumun dil ve dinini aktardıkları efsaneler, mitler ve destanlar bilinç oluşturma noktasında önemlidir.

Sözlü Kültürümüzün Ürünü Olan Bilmece Ne Demektir?

Bilmece, soru ve cevap prensibi ile işleyen bir sözlü kültür geleneğidir. 14. Yüzyılda ilk yazılı örneklerine rastlanan bilmece, soru ve cevap tekniğidir.

Bireylerin eğlenmesi, düşünmesi ve bilgilenmesi için oldukça önemli bir üründür. Toplumsal yapıdaki kültürel dokunun eğlenerek öğrenilmesi için nitelikli bir üründür. Bilmecede soru ve cevaplar üzerinden bireylerin eğlenmesi, bilgilenmesi ve düşünmesi üzerine çalışmalar yapılmaktadır.

Birinci Sözlü Kültür Ortamı Özellikleri Nelerdir?

Birinci sözlü kültür ortamı özellikleri, iletişimin başat olması ve yoğun geleneksel anlatım içermesidir. Kulaktan kulağa aktarım mevcuttur ve bireyler ait oldukları kültürün dilini öğrenmektedir. Efsane ve tarih anlatımı iç içe geçmiştir ve bireyler kültürel motifleri bu anlatılardan öğrenmektedir.

Kulak önemli bir aktarım aracıdır ve hafıza önemlidir. Akılda kalması o kültürün motiflerini geleneksel olarak aktarmaya yardımcı olmaktadır. Bilgiler sözel olarak sözel bir ortamda aktarıldığı için hafıza ve bellek önemlidir.

Yazılı Kültür Nedir?

yazili kultur nedir

Yazılı kültür, yazı ile tanışmış toplumların yazı ile belleklerini harekete geçirdikleri kültür türüdür. Yazının icat edildiği toplumlarda kalıcılığın sağlanması için kültürel motiflerin yazı ile devamlılığı sağlanmaktadır. Metne dayalı bir yazarın olduğu kültürdür ancak yazar değişse bile metne dayalı olma hali değişmemektedir.

Sümerlerde ilk yazıya geçen toplum olduğu için kültürlerini papirüslere kazıyarak kendilerini hatırlatmaktadır. Günümüze kadar gelen birçok tarihi eserin üzerindeki yazılardan da anlaşılacağı üzere yazı kalıcılık demektir.

Yazılı Kültür Örnekleri

Yazılı kültür örnekleri çoğunlukla yazıtlar, anıt yazıları ve mezar taşları olsa da bazen çeşitli kitabi eserler de bu türün önemli örnekleridir. Yazılı kültür, yazının icadıyla bireylerin kültürel değerlerini kalıcı olması için yazı ile aktardıkları kültürdür. Toplumların kimliği ve değerlerinin gelecek nesillere aktarılabilmesi için metinsel özellik taşımaktadır.

Çeşitli öyküler, hikayeler ve şiirler bu türün örnekleri arasındadır. Bireylerin kolektif bilinçlerinin kültürel karşılığını anlatan yazılı örnekler tarih boyunca toplumların tanınması için bir araç olmuştur. Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügatit’t Türk, Orhun Yazıtları, Divan-ı Hikmet, Nutuk, Yunus Emre Divanı ve Dede Korku Hikayeleri bu türün önemli örnekleri olarak sayılabilmektedir.

Yazılı Kültür Özellikleri

Yazılı kültür özellikleri yazının icat edildiği anlardan beridir toplumların kalıcılık adına yazıyı kullanmaya başlamasını kapsamaktadır. Bireyler, kendi dilleri ve dinlerini yazılı olarak gelecek nesillerin öğrenmesi için aktarmaktadır. Toplumların kimlikleri ve diğer toplumlarla girdikleri savaşlar, yazının icadıyla birlikte diğer nesillerin öğrenecekleri ögeler olmaktadır. Geçmişin geleceğe taşınabilmesi için ortaya çıkan yazı, öğretici ve aynı zamanda keşfedici özelliktedir.

Toplumsal yaşamda millet bilinci ve şuurunun yazılı olarak kayıtlara geçmiş olması tarih yazımının başlangıcı sayılmaktadır. Yazıyı ilk bulan topluluk Sümerler olduğu için onların kültürlerini şu an ki nesiller biliyorsa bu yazının sayesindedir. Detaylandırmak gerekirse şunlar söylenebilmektedir;

  • Yazılı kültür özellikleri yazıyı ilk bulan Sümerler ile başlar.
  • Alfabenin temeli Yunan alfabesidir.
  • Bellek önemini yitirir ve en önemli organ kulak yerine göz olur.

Yazılı kültür özellikleri, yazının kayıtlara geçmesine olanak sağlayan gözlem ve not etmedir. Alfabenin kullanılmaya başlaması ile gelecek nesiller bir önceki toplumları tanıma olanağına sahip olmaktadır. Yazının icadı tarihsel olarak toplumların yaşadığı tüm savaşlar ve karşılaşmaların kaydını tutmayı sağlamaktadır. Gelecek nesiller, tarih bilinci ve şuurunu okuyup öğrendiklerinden kazanmaktadır. Yazılı eserler, her daim kalıcılığı sağladığı için yeni doğan nesillerin eskiyi tanımasına yardımcı olmaktadır. Eski toplumlar, yazıyı gerek çivi yazısı gerek duvarlara yaptıkları resimler gerek el yazmaları ile üreterek kendilerini tanıtmaktadır.

Sözlü Ve Yazılı Kültür Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sözlü ve yazılı kültürün farkı birinin sözlü birinin yazılı olması ile başlamaktadır. Sözlü kültürün yazarı yoktur ve anonim niteliktedir. Yazılı kültürün yazarı vardır ve metne bağlıdır. Sözlü kültür metinsizdir yazılı ise metin ile aktarılmaktadır.

Sözlü olanda sözle aktarım olduğu için ezbere dayalıdır ancak yazılıda yazar değişse de eser değişmemektedir. Sözlü doğal bir kültürdür yazılı ise yapay bir teknolojiye dayanır. Sözlü olanda bir topluluğa dayanan aktarım vardır ve üreticiler kolektif özelliktedir. Yazılı olan kültürde ise metni üreten kişi yalnızdır.

Osmanlı’da Sözlü Ve Yazılı Kültürün Toplum Hayatına Etkileri Nelerdir?

Osmanlı’da sözlü ve yazılı kültür toplumsal yaşamda millet olma bilincini kazandırmaktadır. Bunun yanında, milli şuur ve Osmanlı kimliğinin oluşturulmasına katkı sağlamaktadır.

Kültürel yozlaşmayı ve kültürün unutulmasına karşı bir direnç oluşturmaktadır. Türk dili korunarak Türk kültürel sanat eserleri de koruma altına alınmaktadır. Osmanlı toplumsal yapı ve değişmesi için etkili bir araç olan kültürel motifler bireylerin ait oldukları toplumun kolektif değerlerini içselleştirmesini sağlamaktadır. Savaşlar ve kazanılanların yazılı kayıtlara geçmesi Osmanlı kimliğinin ve bu zamana kadar devlet olarak yaptıklarının unutulmaması anlamına gelmektedir.

Osmanlı Devleti’nde Sözlü Kültür Unsurları Nelerdir?

Osmanlı Devleti’nde sözlü kültürün unsurları meddah oyunları, kukla, karagöz, orta oyunu ve köy seyirlik oyunları örnek verilebilmektedir. Sözlü kültürün en etkili içeriklerinden birisi topluluk önünde kendisini göstermesidir.

Bireyler, kulaktan kulağa bilgileri aktardıkları için bunu herkesin gözü önünde seyirlik yapmaktadırlar. Üst düzey bireylerin helva sohbetleri de Osmanlı döneminde sözlü kültürün aktarıldığı önemli ortamlardır.

Yorum Yap

Yorum Yap